Tüp bebek yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine geriverilmesi ilkesine dayanır.
Tüp bebek veya mikroenjeksiyon tüplerin tıkalı olması, şiddetli sperm bozuklukları, diğer tedavilerle başarı elde edilmeyen endometriozis hastaları, yumurtlama bozuklukları, hafif sperm bozuklukları ve açıklanamayan kısırlık hastalarında uygulanır.
Geçmişte spermin yada embriyonun laparoskopi eşliğinde tüplerin içine verilmesi (GIFT/ZIFT) gibi teknikler uygulanırdı. Artık modern tıp, yardımcı üreme teknikleri, tüp bebek (IVF) ve mikroenjeksiyonu (ICSI) tercih ediyor.
Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenme şekli olup tüp bebek yönteminde spermler ve yumurtalar biraraya konularak döllenmenin kendiliğinden olması beklenirken mikroenjeksiyon yönteminde her bir yumurtanın içine tek bir sperm mikroskopik kataterler ile enjekte edilir.
Nasıl uygulanır?
Öncellikle kadına verilen ilaçlarla yumurtalıklar uyarılır, daha sonra oluşan yumurtalar ultrasonografi eşiliğinde bir iğne ile dışarı alınır. Daha önce de belirttiğimiz gibi tüp bebek işleminde spermlerle yanyana konarak veya mikroenjeksiyonda direk olarak yumurta içine verilerek döllenme işlemi sağlanır. Daha sonra oluşan embryolardan 2-3 tanesi yumurta alım işleminden 2-5 gün sonra rahim içerisine yerleştirilir ve 10-14 gün sonra gebelik testi yapılır.
ICSI (mikroenjeksiyon)
Sperm sayısının ya da hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlarda, sperm şekillerinin bozuk olduğu durumlarda veya diğer tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda ICSI (mikroenjeksiyon) tekniği kullanılır. Tek bir sperm hücresi kadından elde edilen yumurtanın içerisine çok ince bir iğne yardımı ile mikroskop altında enjekte edilmektedir. Bu yolla, laboratuvar ortamında döllenme sağlanır. Bu teknik esas olarak üç değişik kategorideki bozukluğa hitap etmektedir. Bunlar sperm sayısının ya da hareketliliğinin eksik olduğu durumlar veya sperm şekillerinin (morfoloji) bozuk olduğu durumlardır. Mikroenjeksiyon uygulamalarında döllenme oranı sperm oranı ile ilişkili değildir. Menide birkaç tane sperm hücresi bulunduğu durumlarda dahi döllenme oranı değişmemektedir (70 – 80). Bu teknik ile birkaç sperm hücresi ile dahi gebelik elde edilebilmektedir. Sperm hücrelerinin hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlarda ise bu teknikle spermlerin yumurta zarını aşmaktaki zorluğuna çare bulunabilmektedir. Sperm şekillerinin bozuk olmasının bir kısırlık nedeni oldugu bu durumlarda yapılan tüp bebek uygulamalarında dahi döllenmenin olmadığı veya döllenme oranının çok düşük olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Mikroenjeksiyon tekniği uygulamalarında sperm şekilleri döllenme ve gebelik oranları üzerinde olumsuz etki göstermemektedir. Yumurta bir tüp (pipet) yardımı ile emilerek sabitleştirilmekte. Sperm ince cam iğne ile yumurta içine enjekte edilmektedir. İki gün sonra döllenmiş yumurta (embryo) rahim içine yerleştirilmektedir.
Hiç spermi olmayan hastalara uygulanabilir mi?
Evet. Hiç spermi olmayan hastalar üç grupta incelenebilir. Birincisi hipotalamus-hipofizden gelen hormonkların eksikliğine bağlı olarak sperm olmayan hastalarda çoğunlukla tıbbi tedavi ile sperm oluşumu sağlanabilir ve bu hastalarda aşılama ile gebelik elde edilebilir. Başarı elde edilmeyen hastalarda ise mikroenjeksiyon uygulanır. Bu hastalarda testisten biyopsi alınmasına genellikle gerek duyulmamaktadır. İkincisi sperm yapımı normal olduğu halde kanalların tıkalı olmasına bağlı olarak sperm yapımının olmamasıdır. Bu hastalarda bir iğne ile veya başarısız olunursa testisten küçük bir parçanın alınması ile sperm elde edilebilir. Üçüncüsü testiste sperm yapımının bozuk olduğu gruptur ki hastaların büyük bir bölümünü bu hastalar oluşturmaktadır. Bu hastalarda öncellikle testise iğne ile girilerek ve sperm bulunamazsa biyopsi alınarak sperm aranır. Ortalama olarak hastaların P’sinde sperm bulunabilmektedir.
Başarıyı etkileyen faktörler:
Başarıyı etkileyen en önemli faktörler kadın yaşı ve elde edilen yumurta sayısıdır. Hiç spermi olmayan azospermik hastalarda başarı oranında hafif bir düşme olabilmektedir. Onun dışındaki hastalarda başarı daha çok kadın yaşı ve yumurta sayısına bağlıdır.